GÖNÜLDE KALANLAR (KIZILALAN GEZİMİZ)

27 Aralık Cumartesi.

     Göksu Beldesi'ne kar yağmıyor. İçimizde bir kar özlemi vardı. Hazır kar da yanı başımıza kadar yağdı, gitmemek olmazdı. Sabah erkenden çıktık yola, Topkaya'da verdik mola. Serkan'ın kahvaltısını bekledikten sonra. Nihayet yeniden çıktık yola.

     Kızılalan'a kadar yollarda ya da çevrede hiç kar görünmüyordu. Kızılalan'dan  yaylaya doğru döndüğümüzde kar göründü artık gözümüze. 

 

   Yollarda gidebilmek ne mümkün. Bir müddet sonra arabaya zincir takmak zorunda kaldık.

Her şey çok güzel başlamıştı.

Ta ki Serkan Nuri Hoca'ya o ilk kar topunu atıncaya kadar. Sonra Nuri Hocanın sessizliğinden faydalanarak kartoplarının ardı arkası kesilmedi.

Ve Serkan'da şen kahkahalar hasıl oldu, sesi kısıldı gülmekten. 

 Dur durak bilmedi.    

Ağzı kulaklarındaydı.  Ta kiiiii...........

 

 

Nuri Hoca Besmeleyi çekip kartopunu kulak tozuna vuruncaya kadar.

 

Arabanın ben artık çıkamam dediği yerde eşyaları sırtlanıp biraz daha yukarılara,  güneşin biraz daha ısıttığı yere doğru yöneldik. Çok fazla yürüyemedik kardan. Arabaya hak verdik ayağımıza dolan kardan.

   Çıkar çıkmaz ateş yakmaya başladık biz ateşten harıl harıl.

   Biz ateş yakmakta usta, Serkan elinde fotoğraf makinesi parmak deklanşörde ahkâm kesmekte usta.

  Baksanıza şu pozlara yorumsuzmu desem yoksa biraz yorsammı bilemedim.

   Neticede, bir gün başlamıştı seher yeliyle nazlı nazlı, 

Akşam olunca Güneş ufukta gitmekte ısrarlı.

Bir kar yağmış buralara elif elif,

 Demir almak zamanı geldi sanırım hafif hafif.

Yine gün indiiiii...

____________________Akşam çöktü yaylaya.____________________
 

G. TOLGA TOĞAY

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !